31 Ekim 2014 Cuma

Diyabet ve Beslenme 1

Diyabet tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması önemlidir. Diyabeti olmayan bireylerde olduğu gibi diyabetli bireylerinde yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmesi ve öğrendiklerini günlük yaşamda uygulaması sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.
Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzeyinizi normal sınırlar içerisinde tutarak, kısa veya uzun dönemde oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek veya geciktirmektir. Diyabetin tedavisi aşağıdaki tedavi prensiplerini içermektedir,
1- Sağlıklı beslenme ve egzersiz
2- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar ve egzersiz
3- Sağlıklı beslenme, insülin tedavisi ve egzersiz
4- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar, insülin ve egzersiz
Görüldüğü gibi diyabet, yaşamınızda başta beslenme alışkanlıklarınız olmak üzere bazı değişikliklerin oluşmasını gerektirmektedir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak yiyeceklerdir ve bu nedenle sağlıklı beslenme diyabette tedavinin temelidir.
·  Yediğim yiyecekler kan şekerimi nasıl etkiliyor ?
·  Bir günde kaç kalori almam gerekir?
·  İhtiyacım olan enerjiyi alabilmek için hangi yiyecekleri yemem gerekir?
·  Daha az yağ tüketimini nasıl sağlayabilirim?
·  Tedavinize göre öğün saatlerini nasıl ayarlayabilirim?
·  Egzersiz planıma göre beslenme düzenimde yapmam gereken değişiklikler nelerdir?
·  Hipoglisemiden korunmam ve tedavi etmem için ne yapmam gerekir?
Diyetisyenlerden yukarıdaki sorularınızın ve diğer birçok sorunuzun cevabını öğrenebilirsiniz.
Diyetisyeniniz sevdiğiniz yiyecekleri içeren sağlıklı beslenme planınızın oluşmasında ve beslenme alışkanlıklarınızın değişmesinde size yardımcı olacak kişidir.
   ·  Diyabetiniz yeni teşhis edilmişse
   ·  Tedavi planınızda doktorunuz tarafından yapılan bir degişiklik varsa veya
   ·  Yıllık kontroller için yılda 2 kez mutlaka diyabet konusunda deneyimli bir diyetisyene danışınız. 
Bir Diyetisyenle Görüşene Kadar Ne Yapmalısınız?
Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediğini veya kendisine sunulan yemeği yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için aceleci ve çok fazla kuralcı olmamakta fayda vardır.
Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardandan başlayabilirsiniz.
  ·  Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri azaltın.
  ·  Bir veya iki öğün yemek yerine günde en azından üç öğün yemeye çalışın. Öğünler arasında ve gece yatmadan önce küçük bir ara öğün almanız da gerekebilir.
  ·   Alkolün tedavinize etkisini öğrenmeden , alkollü içki içmeyin.
  ·  Diyetisyeninizle görüşmeye gitmeden önceki üç veya beş gün süre boyunca içtiğiniz ve yediğiniz herşeyi not alın. Bu kayıtlar , diyetisyeninizin sizin beslenme alışkanlıklarınızı ve günlük yaşam tarzınızı öğrenmesine fırsat verir ve böylece alışkanlıklarınıza uygun bireysel bir plan oluşturmasına yardımcı olur
Öğün Sıklığı Ne Olmalı?
Gün içinde yemeniz gereken öğün sayısı diyabetinizin tipine, aldığınız medikal tedaviye, fiziksel aktivite düzeyinize ve o andaki kan şekeri düzeyinize bağlı olarak değişir.
İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak üç ana öğün öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslenmesi gerekir.
Genellikle yapılan yanlış insülin enjeksiyonunu yaptıktan sonra yarım saat beklemeden hemen veya 5 dakika sonra yemek yenilmesidir. Bu tarz hatalar öğünden sonra kan şekerinin yükselmesine neden olur.
Yapılan bir diğer yanlış ise açlık hissi oluşmadığı için ara öğünlerin yapılmaması veya ara öğünde yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılmasıdır. İnsülin kullanan bir kişide ara öğünün yapılmaması, bir ara öğünün atlanması veya yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılması şeklinde yapılan uygulamalar kan şekerinin düşmesine  neden olur. Kan şekerinin 50 mg/dl’nin altına düşmesi hipglisemi olarak tanımlanır.
Tip 2 diyabetlilerin iki -üç saat aralıklarla beslenmesi gerekir. Bir gün içinde yenilmesi gereken  yiyecekleri gün boyunca yayarak sık ve az yemek yeme alınan öğünden sonra kan şekerinin daha az yükselmesini sağlar. Öğünlerde yenilen yiyeceklerin porsiyon ölçüsünü azaltarak, küçük öğünler halinde yemek yenilmesi fazla kalori alınmasını önleyerek ve açlığı kontrol altına alarak hem kan şekeri kontrolünü sağlar hem de kilo alımını önler. Ayrıca kan kolesterol düzeyindeki yükselmeyide azaltır.
Ara Öğünlerde Ne Yenilebilir?
Ara öğünler için yapılacak seçim insülin veya oral antidiyabetik ilaç kullanan kişiler için farklıdır. Ancak her iki tedavide 10-15 gram karbonhidrat içeren bir yiyecek yemenizi öneririz. Yiyecek seçiminde değişim listelerinden veya diyabet beslenme piramidinden faydalanabilirsiniz.
Ara öğünler için yapacağınız en iyi seçim ekmek veya ekmek yerine yenilebilecek yiyecekler grubudur. Örneğin 2 galeta veya 4-5 adet şekersiz kepekli bisküvi, bir bardak dolusu yağsız patlamış mısır, yarım pogaca, vb. Bu grup yiyeceklerin yanına düşük yağlı süt, yoğurt, ayran veya peynir gibi protein içeren bir yiyecek ilave ederek ara öğünü kuvvetlendirebilirsiniz.
Taze meyve ve sebzede iyi bir seçim olabilir . Ancak insülin kullanan kişilerin ara öğünde sadece meyve yemeleri her zaman için iyi bir seçim olmayabilir. Ara öğünde tek başına meyve yenilmesinin o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak öğlen yemeğine doğru oluşabilecek bir hipoglisemi riski yaratabileceği unutulmamalıdır.
Diyabetliler genellikle ara öğün saatinde evde olmadıklar için bir şey yiyemediklerinden yakınırlar. Ara öğünler için hazırlıklı olmayı unutmayın.. Yanınızda-çantanızda, arabanızda, işyerinde masanızın çekmecesinde-daima yiyebileceğiniz uygun yiyecekler bulundurun.
Hangi Yiyecekleri Miktarını Kısıtlamadan Yiyebilirim?
Herhangi bir yiyeceği gereginden fazla yemeyi düşünmeyin. Sağlıklı beslenmenin anahtarı dengedir.
Vücudunuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geçiktirecektir.
Yağsız sütün içindeki yağ mıktarı azdır ancak kalorisi vardır. Diyet ürünlerinde şeker olmayabilir ancak içinde bulunan un, yağ veya meyve şekeri kan şekeri ve kan yağlarının kontrol altına alınması için uygun olmayabilir. Eğer yediğiniz yiyeceğin porsiyonunu kontrol edebilirseniz sevdiğiniz bir çok yiyecek dahil olmak üzere çeşitli yiyecekleri yiyebilirsiniz.
Yazı dizimizi takip etmeyi unutmayın…

Gebelik Şekeri Nedir?

Gebelik Şekeri Nedir?

Halk arasında gebelik şekeri veya hamilelik şekeri diye adlandırılan hastalığın tam adı gestasyonel diyabettir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı veya hamileliğe bağlı şeker hastalığı gibi adlandırmalar da kullanılır.

Gebelik şekeri nedir?
Hamile kalmadan önce şeker hastalığı bulunmayan bir kadında hamilelik sırasında şeker (glukoz) değerlerinde yükselme saptanması durumudur. Hamileliğin 24-28 haftaları arasında glukoz yükleme testi (şekerli su tesi) ile tarama yapılır, 100 gr oral glukoz testi ile kesin teşhis konur.
Belirtileri:
Gebelik şekeri varlığında susuzluk hissi, kilo kaybı, çok fazla yemek yemek, çok fazla miktarda idrar yapmak, yorgunluk gibi belirtiler olabilir. Ancak hemen hemen her zaman belirtilerle değil yapılan tarama testi veya tahlillerle farkedilir.
Şeker değerleri kaç olmalıdır?
Gebelik şekeri için yapılan 50 gram glukoz yükleme testinde sınır değer 130 veya 140 olarak alınır. Bundan yüksek çıkan sonuçlara 100 gram oral glokoz testi yapılır. 100 gram glukoz testinde açlık şeker değeri 95′ten büyük olmalıdır, 1.saat, 2.saat, 3. saat değerleri sırasıyla 180, 155 ve 140 değerinin altında olmalıdır. Bu 4 değerden ikisinin yüksek olması gebelik şekeri tanısı koydurur.
Tedavi:
Gebelik şekerinin tedavisinde diyet tedavisi veya bu yeterli olmazsa insülin iğneleri ile tedavi uygulanır. Hamile olmayan hastaların kullandığı şeker hapları gebelikte kullanılamazlar. Doğumdan sonra genellikle şeker yüksekliği kendiliğinden düzelir ve diyet veya ilaç tedavisine gerek kalmaz ancak buna doğumdan sonra yapılacak tahlillerle karar vermek gerekir.

Diyabet Hastalığının Tanısı Nasıl Konulur?

Amerikan Diyabet Derneği (ADA) 45 yaştan itibaren en az 3 yılda bir olmak üzere kişilerin diyabet yönünden taranmasını önerir. Bunun yanı sıra eğer Vücut Kitle İndeksi (VKI) 25 veya üstü olması ya da ailede diyabet öyküsü, hamilelik diyabeti, 4 kilo üstünde çocuk doğurmuş olmak, polikistik over, 140/90 veya üstünde kan basıncı, HDL kolesterolün 35 mg/dl veya altında olması, trigliserid düzeyinin 250 mg/dl veya üstünde olması, kalp hastalığı gibi risk faktörleri olanlarda diyabet tarama testleri daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
 
Diabet tanısı için:
●Açlık kan şekerinin 126 mg/dl veya üstünde 

veya

●Glüko Hemoglobin (A1C) denilen ve kan şekerinin son 3 aydaki ortalama yüksekliğini gösteren testin%6.5 veya üstünde olması (A1C %6= kan şekeri 126 mg/dl, A1C %7=154 mg/dl, A1C %9=212 mg/dl, A1C % 12= 298 mg/dl),

veya

●Glükoz yükleme testinin (OGTT) 2. ci saatinde kan şekerinin 200 mg/dl veya üstüne olması

veya
●Hiperglisemi bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda yapılan kan şekeri testinin 200 mg/dl ya da üstünde olması gereklidir.
 
Açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arası, A1C’nin ise %5.7-6.4 arası olması, OGTT 2.ci saat değerinin 140-199 mg/dl arası veya açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl olması prediabet kabul edilir. Prediabette yaşam tarzı değişiklikleri (düşük kalorili diyet, egzersiz gibi) önerilir ve testler tekrarlanır. Tekrar testlerinde kan şekeri düzelmişse açlık kan şekeri ve/veya A1C , 1 yıl sonra tekrarlanır. Açlık kan şekeri aynı kalmışsa testler 6 ay sonra tekrarlanır, test sonuçlarında bozulma varsa şeker düşürücü ilaçların doktor kontrolünde başlanması düşünülebilir.

Diyabetten Korunmanın 7 Yolu

Son dönemin en yaygın hastalıklarından biri olan şekerden korunmak mümkün.İşte önemli ipuçları…

Şeker hastalığı, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kalp krizi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği bunlardan sadece birkaçı. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım, bu konu hakkında önemli bilgiler verdi:
 “Organları bozuyor”

“Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen ‘diabetes mellitus”, pankreastan salgılanan ve kanda şeker seviyesini düzenleyen insülin adlı hormonun hiç yapılamaması veya kullanılamaması sonucu gelişen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanda şeker seviyesi yükselmekte ve sonuçta bir çok organda bozulmalar oluşmakta; eğer yapılan tedavi ve önerilere uyulmazsa ölümle sonuçlanmaktadır. Şeker hastalığında kalp krizi, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği, felçler, körlük ve daha birçok hastalık gelişmektedir.
“Çok ciddi sağlık sorunu”        

Şeker hastalığı çok ciddi bir sağlık sorunu olup hastanın yaşam kalitesini kötüleştirmekte ve hatta ölümlere yol açmaktadır. Ayrıca hastayla beraber etrafındaki insanları da, kendisi ile birlikte moral ve ekonomik olarak yıkmaktadır.
Günümüz dünyasında şeker hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Bundan nasibini ülkemizde almaktadır. Bunun sebepleri arasında şehir yaşamının getirdiği stres, hareketsizlik, dengesiz beslenme (yağlı ve katkı maddeli hazır gıdalarla beslenme, taze sebze ve meyvenin azalan seviyede yenmesi, ayrıca bunların üretiminde suni kimyasal maddeler kullanılması), alkol ve sigara içiminin her geçen gün artması, uyku problemleri ve sonuçta şişmanlığın gelişmesi gösterilebilir.
Şeker hastalığından korunabilmek için neler yapmalıyız?

1 ) Günümüz yaşamının getirdiği stresten mümkün olduğu kadar etkilenmemeye çalışmak. Burada herkes kendi ruhsal yapısını iyi tanımak ve buna göre tedbirini geliştirmek zorundadır.
2 ) İdeal kiloya gelmek ve şişmanlıktan kaçınmak
3 ) Sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak
4 ) Dengeli ve doğal beslenmek. Suni kimyasal madde katkılı yiyeceklerden uzak dur mak. (özellikle halk arasında abur cubur denilen hazır gıdalardan)
5 ) Düzenli uyumak.
6 ) Düzenli spor yapmak (özelikle doğada yürüyüşler)
7 ) Kendi merak ve yapısına uygun hobi tarzında uğraşlarla ilgilenmek.

Yukarıdaki öneriler aslında kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın sırları olup şeker hastalığının dışında da bir çok hastalığın önlemini oluşturmaktadır. Ayrıca şeker hastalığında genetik yatkınlık olup önümüzdeki yıllarda gelişen gen tedavisi bir umut ışığı gibi görünmektedir.”

Diyabet Hastalığını Belirtileri Nelerdir?


Diyabetin en yaygın erken belirtisi artan susuzluk hissi ve sık sık idrara çıkmaktır. Bu başlangıç belirtileri çoğunlukla yüksek kan glikoz düzeyinin bilimsel adı olan hiperglisemiyle bağlantılıdır.
Tip 1 Diyabet Belirtileri
Tip 1 diyabetin başlangıç belirtileri çoğunlukla ani, bazen de oldukça dehşet uyandırıcı bir biçimde kendini gösterir. İnsülin üretimi azaldığında glikoz, enerji için kendisine gerek duyan vücut hücrelerine taşınacağı yerde, dolaşım sisteminde birikir. Kanda glikoz artışı susuzluk hissine yol açar ve çoğalan glikozun idrara karışması sık sık idrara çıkmaya neden olur. Dahası vücut daha çok yakıt üretme çabasıyla yağ dokularını parçalamaya başlar ve yağ asitlerini serbest bırakır. Bu yağ asitleri keton denilen kimyasallara metabolize edilerek, kandaki asit düzeyini tehlikeli boyutlara yükseltir (buna ketoasidoz hali adı verilir). Diyabet ketoasidozu başlangıçta, aşırı susama ve idrara çıkma, dehidrasyon, kilo kaybı, mide bulantısı, kusma, açlık hissi, deride kuruma ve kızarma, hızlı soluk alıp verme, karın ağrısı ve zihin bulanıklığıgibi belirtilerle kendini gösterir. En net belirtilerinden biri nefesin meyve ya da oje temizleyicisi (aseton) gibi kokmasıdır. Diyabetik ketoasidoz derhal hastaneye gitmeyi gerektiren bir acil tıbbi durumdur.
Tip 2 Diyabet Belirtileri
Tip 2 diyabet genellikle uzun yıllar boyunca yavaş yavaş oluşur, ilk başlarda belirtileri fark edilmeyebilir. Aslında çoğu kişinin Tip 2 diyabete yakalandığı, kanda yüksek glikoz bulunduğunu gösteren rutin laboratuvar tahlilinde ortaya çıkar. Glikoz düzeyindeki yükselmeyle birlikte pek çok kişide daha önce sözünü ettiğimiz diğer belirtiler de görülür: idrara çıkmanın sıklaşması, artan susama ve sıvı tüketimi, ileri aşamalarda da açlık hissi ve yemek yeme miktarı arttığı halde kilo verme. iyi tarafı, kandaki glikoz miktarının kontrol altına alınmasıyla bu belirtiler kaybolur. Diğer yaygın belirtiler arasında görmede bulanıklık (gözdeki glikoz düzeyi değişikliğinden ötürü), halsizlik ve bitkinlik, tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonları ve deri ve ağız içi enfeksiyonları sayılabilir. Bunlar geçici belirtilerdir, kalıcı hasar bırakmaz ve kandaki glikoz düzeyi kontrol altına alındığında kaybolur. Bazı kişilerde periferik nöropati (el ve ayak sinirleri hasarı) ya da koroner kalp hastalıkları gibi komplikasyonlar diyabetin ilk işaretleri olarak ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar kontrol altına alınabilir, ancak yok edilemez. Diyabetin bir başka olası başlangıç belirtisi de (ketotik olmayan) hiperozmolar hiperglisemi sendromudur. Bunlar yaralanma, inme, kalp krizi gibi önemli bir hastalık ya da ağır bir enfeksiyon stresinin kandaki glikoz miktarını aşırı ölçüde yükseltmesiyle (600 mg/dL’nin üzerine çıkması) ortaya çıkabilir. insülin miktarı (ketoasidozdaki gibi) aşırı keton üretimini gerektirmeyecek düzeyde olsa bile bu, yüksek kan glikozunu ve sodyum, glikoz ve hücrelerdeki suyu dolaşım sistemine çeken diğer moleküllerin yüksek yoğunlukta bulunduğu hiperozmolariteyi (kelimenin gerçek anlamıyla, kanın koyulaşması) önlemeye yetecek yükseklikte değildir. Hiperozmolar hiperglisemi sendromunun belirtileri arasında ağız kuruluğu, artan açlık hissi, mide bulantısı ya da kusma ve deride kuruma ve yanma gibi belirtileri sayabiliriz. Uyuşukluk, zihin bulanıklığı, hatta bilinç kaybına kadar varan sonuçlara yol açabilecek olan ağır su kaybı durumu daha da kötüleştirir. Uç vakalarda sonuç komaya kadar gider. Ölüme yol açmamak için derhal insülin tedavisine başlamak ve yüksek miktarda damar yoluyla sıvı vermek zorunludur.
Diyabet hastalarına kriz anlarında ilk müdahaleyi yaparken çok dikkatli olunmalıdır. Hastanın o an aşırı düşük kan şekeri sorunu mu yaşadığı yada kan şekerinin çok yüksek seviyelere çıkıp çıkmadığı bilinemez. Özellikle hasta bilincini kaybetmişse ve yanında durumunda haberdar bir yakını yoksa kolunda “Hayat Kurtaran Bileklik” olması birçok şeyi değiştirebilir.
Unutmayın, doğru yapılan bir ilk müdahale hayat kurtarır.