26 Kasım 2014 Çarşamba

Yoğurt tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltıyor.

Düzenli olarak yoğurt tüketmenin, erişkinlerde görülen ve insüline bağlı olmayan tip 2 diyabet riskini azalttığı ortaya çıkarıldı.
Yoğurt tüketimi tip 2 diyabet riskini azaltıyor
Harvard Üniversitesi araştırmacıları, 25 ile 75 yaşlarında yaklaşık 200 bin katılımcıyı 30 yıl boyunca takip etti.

Belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilen katılımcılardan, beslenmeleriyle ilgili de ayrıntılı anketler doldurmaları istendi.

Araştırma sırasında 15 bin 156 kişide tip 2 diyabete rastlandı. Tip 2 diyabet teşhisi konulan katılımcılar ile diğerlerinde yaş, beden kitle endeksi, sigara kullanımı, hipertansiyon, diğer sağlık sorunları ve beslenme alışkanlıkları değerlendirildi.

Araştırmacılar, her gün düzenli olarak süt ürünü tüketenlerde tip 2 diyabet riskinin daha az olduğunu ortaya çıkardı. Yoğurdun diğer süt ürünleri içinde farklı bir yere sahip olduğuna işaret eden araştırmacılar, her gün düzenli olarak 28 gram yoğurt yiyenlerde tip 2 diyabet riskinin yüzde 18 daha az olduğunu belirledi.

Araştırmayı yöneten Mu Chen, "Araştırmalar, yoğurttaki prebiyotik bakterilerin yararlı olduğunu gösteriyor. Ancak hala kesin bir sonuca ulaşmış değiliz" dedi.

Araştırma, "BMC Medicine" dergisinde yayımlandı.

Kaynak: Sabah Gazetesi

18 Kasım 2014 Salı

Diyabet ve Beslenme 2

Şeker ve Şeker İçeren yiyecekler Yenilebilir mi?
Kan şekerinin kaynağı, çeşitli yiyeceklerde bulunan karbonhidrat adı verilen besin öğesidir. Karbonhidrat içeren yiyecekler sofra şekeri, şekerli yiyecekler (bal, reçel, pekmez, marmelat, şekerli meyve suları, meşrubatlar, çikolata, dondurma ve tatlılar gibi), un ve undan yapılan yiyecekler (ekmek, yufka, erişte, makarna gibi), pirinç, bulgur, kuru baklagiller, patates, sebzeler, meyveler, yoğurt ve süttür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların kan şekerini etkileme hızları birbirinden farklıdır. Bu nedenle yiyecekler kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlı yiyecekler (basit karbınhidratlar) ve kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükselten karbonhidratlı yiyecekler (kompleks karbonhidratlar) olmak üzere iki gruba ayrılır.
Şeker ve şeker içeren yiyecekler vücuda enerji verir ancak bu tür yiyeceklerin yenilmesi kan şekeri kontrolünü bozar. Sofra şekeri, reçel, bal, marmelat,pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvit, çikolata, helva gibi yiyeceklerin içindeki karbonhidrat basit karbonhidratdır yani kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltirler. Ayrıca başta diş çürüklüğü olmak üzere, şişmanlık, kalp hastalığı, barsak hastalıkları gibi bir çok sağlık sorununun oluşmasına neden olurlar.
 Vücudun ihtiyacı olan enerjiyi kompleks karbonhidratlardan karşılayarak kan şekerinin daha geç ve daha yavaş yükselmesini sağlayabilirsiniz.Yediğimiz sebze, meyve, ekmek, pilav, makarna, çorba, kuru baklagiller gibi çeşitli yiyeceklerin içindeki karbonhidratlar yani kompleks karbonhidratlar, vücudumuzda şekere yani glikoza dönüşür. Ancak bu yiyeceklerin içindeki karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler.
 Alışveriş yaparken almayı düşündüğünüz yiyeceğin ambalajında bulunan ‘içindekiler’ kısmını mutlaka okuyunuz. İçinde glikoz, sukroz, şeker bulunan yiyecekleri satın almadan önce marka ve çeşit olarak not ediniz ve sizin için uygun olup olmadığını öğrenmek için mutlaka diyetisyeninize danışınız.

Sağlıklı Beslenmek İçin Hangi Yiyeceklerin Yenilmesi Gerekir?
Diyabeti olan bir çok kişi beslenme planını uygulamak için aile ile yemek yeme zamanını ve birlikte yedikleri yemek çeşidini değiştirmekte, kendisi için ayrı yemek hazırlamaktadır. Oysa günümüzde diyabeti ve diyabeti olmayan bireylere önerilen sağlıklı beslenme prensipleri farklı değildir. Diyabet, bireyin temel besin öğelerine olan gereksinim düzeylerini etkilemez. Beslenme planı ile; bireysel özelliklere göre değişen enerji ve besin öğesi ihtiyacının yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak şekilde, çeşitli yiyeceklerden karşılanması sağlanır.
Diyabeti olmayan bir kişinin de rafine şeker tüketimini kısıtlaması, doymuş yağ ve kolesterolden zengin olan et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi yiyecekleri belirli bir miktarda tüketmesi, az az ve sık sık yemek yemesi gerekmektedir. Sağlıklı beslenme için aşağıdaki besin öğelerini içeren yiyeceklerin yeterli miktarlarda ve öğün içinde dengeli bir şekilde alınması gerekmektedir.
Karbonhidrat (tahıllar, un ve undan yapılmış yiyecekler, kuru baklagiller, patates, sebze ve meyveler, süt, yoğurt)Protein (et, yumurta, peynir, süt, yoğurt )
Yağ (yağ ve et, yumurta, peynir, süt, yoğurt gibi yağ içeren yiyecekler)
Vitamin ve Mineral (sebze ve meyveler başta olmak üzere tüm yiyecekler)
Posa (sebze, meyve, tam taneli tahıllar)

Öğün Planı  Nasıl Yapılabilir?

Çoğu kişi diyabet tedavisini en zor kısmının öğün planı yapmak olduğu konusunda hemfikirdir. Yılın 365 günü, hergün düzenli olarak belirli zamanlarda, ölçülü miktarlarda yemek yemek gerçekten zordur. Ancak günümüzda kan şekeri kontrolünün sağlanması için verilen sağlıklı beslenme önerileri katı kuralların, belirli kalori hesabına dayalı daha önceden basılarak hazırlanmış diyet listelerinin uygulanmasından ziyade yaşam tarzı değişikliklerini temel almaktadır.
Yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerinin en önemlisi mevcut beslenme alışkanlıklarınızın sağlıklı beslenmenizi sağlayacak şekilde değişmesidir. Bu değişiklikleri başlatmanın temelinde ise bilinçli bir yiyecek seçimi ve mutfak alışverişi yer alır. Çünkü evinize aldığınız veya dışarıda yemek yerken seçmiş olduğunuz yiyeceklerin   sağlıklı beslenmeniz için uygun yiyecekler olmaması durumunda kan şekeri kontrolünün sağlanması zorlaşır.
Haftalık veya günlük beslenme planınınızı yapmak, alışveriş için markete gittiğinizde size kolaylık sağlayacaktır. Gereksiniminiz olan yiyecekleri içeren bir alışveriş listesi yapınız ve ihtiyacınız olan miktarlar belirleyiniz. Bu listede aşağıdaki beslenme piramidinde yer alan yiyecek gruplarının herbirinden bulunması gerektiğini unutmayınız.
 Diyabet Beslenme Piramidi’ size öğünlerinizi planlamada kolaylık sağlayan görsel bir methottur. Bu piramidte yer alan yiyecekler 6 grupta toplanmıştır. ‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu   piramidin temelini oluşturmakta ve en geniş bölümünü kapsamaktadır. Bu bölümde yer alan ekmek çeşitleri, tahıllar, kurubaklagiller, pirinç, patates gibi nişastalı yiyecekler bir öğünde yenilmesi gereken temel yiyeceklerdir. Sağlıklı bir beslenme planı içinde 1 porsiyonu 1 ince dilim ekmek veya 1 orta boy patates veya 2-3 kaşık pilav olarak belirtilen bu grubtan 6 veya daha fazla porsiyon yenilmesi gerekmektedir .
‘Sebze ve Meyve’ grubu piramidin ikinci basamağını oluştururlar. Bu gruplar posa, vitamin ve mineral kaynağıdır. Bununla birlikte farklı sebzelerin ve meyvelerin içerdiği vitamin ve minerallerde farklıdır. Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler kalsiyum minerali ve K vitamini için iyi bir kaynak iken , havuç gibi sarı renkli sebzeler A vitamininden zengindir. Çoğu meyve ise A , C vitamini ile potasyum, magnezyum ve bakır gibi mineraller için mükemmel bir kaynaktır. Kişisel özelliklere göre değişmekle birlikte günlük beslenme planında 3-5 porsiyon sebze ve 3-4 porsiyon meyve yenilmelidir. Porsiyon ölçüleri için değişim listelerinden faydalanabilirsiniz.
Piramidin üçüncü basamağında ‘Süt, Yoğurt’ grubu ile et, balık, tavuk, yumurta ve peynir gibi hayvansal yiyecekleri içeren ‘Et’ grubu yer alır. Diyabet Beslenme Piramidi, bu iki grubun her birinden 2-3 porsiyon yenilmesini önermektedir. Özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunda 1 bardak süt veya yoğurt 1 porsiyon olarak tanımlanmaktadır. ‘Süt, Yoğurt’ grubu ve ‘Et’ grubu proteinden zengindir ve sağlıklı bir beslenme planında günlük enerjinin %10-20’sinin proteinlerden sağlanması gerekmektedir. Bununla birlikte her iki gruptaki yiyeceklerin kolesterol, kalori ve özellikle doymuş yağ olmak üzere yağ içeriği fazladır. Bu nedenle de piramidin üçüncü basamağındadır ve kendisinden önceki diğer gruplara oranla daha az bir yer kaplamaktadır. Düşük yağlı veya yağsız süt ürünleri, yağsız et, derisiz tavuk etinin tercih edilmesi şüphesizki bu grubun içerdiği toplam yağın , doymuş yağın ve kalorinin azalmasını sağlayacaktır. 1 porsiyon ‘Et’ grubu 60-90 gr pişmiş et, tavuk, balık veya peynirden birini içerir ve bir gün içinde bu gruptan 2-3 porsiyon yenilmesi önerilir.
Piramidin tepesine tırmandığımızda burada yer alan ‘Yağlar, Şeker ve Şekerli yiyecekler ile Alkollü İçecekler’ grubunun çok az bir bölüm kapladığını görürüz. Bu da bize, bu yiyeceklerin sağlıklı bir beslenme planı içinde ki yerlerinin ne kadar az olduğunu göstermektedir. Bu grup için önerilen porsiyon ölçüsü yoktur çünkü grup içinde yer alan yiyecekler (yağ, şeker) ve alkollü içecekler sağlıklı bir beslenme planına katkıda bulunacak herhangi bir besin öğesini içermezler. Ancak bu grup içinde yer alan yiyeceklerden yağlar için 1 tatlı kaşığı yağ veya 5-6 adet fındık içi, şeker ve şekerli yiyecekler için 2 adet şekerli bisküvi veya 1top dondurma 1 porsiyona örnek olarak verilebilir. Eğer bu grupta yer alan alkollü içkilerden birini içmek istiyorsanız öncelikle alkolün kan şekerinizi nasıl etkilediğini öğrenmenizi öneririz.

‘Diyabet Beslenme Piramidi’den Nasıl Faydalanılır?
Diyabet Beslenme Piramidi yalnız sizin değil diğer aile bireylerinin de sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlayacak yiyecekleri içermektedir.Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği olarak tanımlanan ana öğünlerinizde, piramidteki 6 yiyecek grubundan 4 veya 5 farklı grup içinde yer alan yiyecekleri bir araya getirerek öğün planınızı yapabilirsiniz. Aşağıda bu konu ile ilgili birkaç örnek verilmiştir. Sizde diyetisyeninizden tedavinize uygun olan öğün sayısını ve her bir yiyecek grubu için gereksiniminiz olan miktarları öğrenerek kendi piramidinizi oluşturabilirsiniz.

Kahvaltı: Bir çay bardağı süt- Süt grubu
 30 gr az yağlı beyaz peynir- Et grubu
 2 ince dilim ekmek- Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler grubu
 1 orta boy domates- Sebze grubu

Öğlen yemeği:
 2 adet köfte (60 gr)- ‘Et’ grubu
Zeytinyağlı fasulye- ‘Sebze’ grubu+ ‘‘Yağlar, Şeker ve Şekerli Yiyecekler ile Alkollü İçecekler’ grubu
2-3 kaşık makarna- ‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu+‘Yağlar, Şeker ve Şekerli Yiyecekler ile Alkollü İçecekler’ grubu
1 dilim kepekli ekmek- ‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu
1 bardak ayran- ‘Süt-Yoğurt’ grubu

Akşam yemeği: Mercimek çorba- ‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu+‘Yağlar, Şeker ve Şekerli yiyecekler ile Alkollü İiçecekler’
 Kıymalı Ispanak- ‘Et’ grubu+ ‘Sebze’ grubu
 1 çay bardağı yoğurt-‘Süt-Yoğurt’ grubu
 1 orta boy kivi- ‘Meyve’ grubu
 1 dilim kepekli ekmek ‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu

Örneklerde de gördüğünüz gibi diyabetinizin olması her öğün ve her gün aynı yiyecekleri yemeniz anlamına gelmiyor. Diyabet Beslenme Piramidi ve değişim listelerinden faydalanarak ihtiyacınız olan temel besin öğelerini içeren ancak adı, görünüşü ve tadı farklı olan değişik yiyecekleri ve yemekleri yiyebilirsiniz. Örneğin 1 tabak kıymalı ıspanak yerine 1 küçük boy etli biber dolma veya 1 bardak süt ve yarım muz yerine evde hazırlanmış meyveli yoğurt yenilebilir.
 Öğün planlaması konusunda bilgi almak ve uygulamalarda başarılı olmak için diyabet tedavisi konusunda deneyimli bir diyetisyenle (diyabet diyetisyeni) birlikte çalışmaya gereksiniminiz olacaktır. Diyabet diyetisyeninizle birlikte öğün ve ara öğünlerinizi size uygun olacak şekilde planlayabilir, beslenme alışkanlıklarınızda gerekli olan davranış değişiklikleri konusunda bilgi alabilirsiniz. Yaşadığınız yerde danışabileceğiniz bir diyet uzmanı yok ise Türkiye Diyetisyenler Derneğinden, çevrenizdeki en yakın diyet uzmanının yerini ve telefonunu öğrenebilirsiniz.

Diyet ve Diyabet ile İlişkili Gerçek Nedir?
İyi bir kan şekeri kontrolü sağlamak diyabet tedavisinde öncelikli hedeftir Kan şekerinin mümkün olduğunca normale yakın düzeylerde olması kalp hastalığı, inme, böbrek ve göz hastalığı, sinir hasarı gibi diyabetle ilişkili komplikasyonlarının gelişme riskini azaltılabilir.
 Amerikan Diyabet Birliği Beslenme komitesi tarafından 1994 ilkbaharında yayınlanan yeni beslenme ilkelerinde, ‘Diyabetik Diyet’ yerine ‘Diyabette Tıbbi Beslenme Tedavisi’ nin kullanılması gerektiği ayrıca diyabetli bireylerin dengeli bir öğün planı içinde yer alan karbonhidratı şeker içeren bir besinle yer değiştirerek kullanabileceği bildirilmiştir.Aynı komitenin Mayıs 1994 de, Diabetes Care’de yayınlanan makalesinde ‘ basit şeker nişastaya kıyasla daha hızlı sindirilir ve emilir, bu nedenlede kan şekerini yükseltir’ şeklindeki teoriyi destekleyen bilimsel kanıtların yeterli olmadığı ifade edilmiştir. Peki bu yayının verdiği önerilerin diyabetli bireyler için anlamı nedir?
 Günümüzde, bu bilgiler ışığında diyabetli bireyin toplam tükettiği karbonhidrat miktarının önemi üzerinde durulmakta, tıbbi beslenme tedavisinde öğün planlaması için karbonhidrat sayımı yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemle, diyabetli birey diyetisyeninden, ana ve ara öğünlerde ne miktarda karbonhidrat tüketmesi gerektiğine dair bilgi ve eğitim almakta ve tüketeceği karbonhidrat miktarına gore besin seçimini kendisi yapmaktadır. İnsülin tedavisi alan diyabetliler konuyla ilişkili yeterli beslenme eğitimini alarak, öğün öncesi tüketeceği karbonhidrat miktarını belirler ve yapacağı insulin dozunu tüketeceği karbonhidrat miktarına uygun olarak kendisi ayarlar. Evde yapacaği kan şeker ölçümleri ile aldığı karbonhidratın ve uyguladığı insulin dozunun kan şekeri üzerindeki etkisini izleme olanağını bulur.
 Kilolu veya obez olan diyabetlilerde ağırlık kaybının sağlanması hedeflenir. Bu nedenle kilolu ve obez bireylerin karbonhidrat sayımı yanında yağ sayımının yapması da önemlidir. Ayrıca diyabetli bireylerde sıklıkla yüksek kan yağları ve kolesterol düzeyleri sorunu da görülebilmektedir. Kilo sorunu olmasa bile kan yağları ve kan kolesterol düzeyi yüksek olan diyabetlilerin de öğün veya gün içinde yağ sayımı yapmaları gerekmektedir.

Ne Kadar Karbonhidrat Tüketilmeliyim?
Bu sorunun cevabını vermek çok kolay değil. Çünkü cevap kişiden kişiye farklılık gösterir. Ayrıca bir gün içinde alınması gereken toplam karbonhidrattan çok hedef kan şekeri kontrolünü sağlayacak karbonhidrat alımının gün içinde öğünlere ve ara öğünlere dağılımı önemlidir. Diyetisyeniniz aşağıdaki noktaları dikkate alarak ana ve ara öğünlerde almanız gereken karbonhidrat miktarını belirler.
·  Vücut ağırlığı/boy uzunluğu
·  Ne zaman ve ne sürede egzersiz yapıldığı
·  Diyabetinizle ilişkili aldığınız medical tedavi ve kullandığınız ilaç veya insülinin etki süreleri
·  Vücut ağırlığı hedefi
·  Yaş
·  Kolesterol, trigliserid, mikroalbümin ve Hemoglobin A1c ile ilişkili kan değerleri
·  Kişisel tercihler
·  Diğer medikal konular
·  Kültürel geçmiş ve yaşam tarzı

Yıllar once diyabet tedavisinin önemli bir bölümünü oluşturan beslenme konusunda diyabetlilere kendi planını kendin yap şeklinde bir yaklaşım dile getirilmezdi. Oysa günümüzde diyabetlilere öğün planı ile ilişkili bir bütçe verilmekte ve bu bütçeyi kendi istekleri doğrultusunda harcaması istenmektedir. Örneğin öğlen yemeğinde öğün bütçesinden 60 gram karbonhidrat harcaması gereken bir diyabetli bu miktarı 1 gözleme yiyerek veya 1kepçe çorba, 2 dilim ekmek ve 1 küçük boy muz yiyerek de harcayabilmektedir. Seçim tamamen kendisine aittir.
 Diyabetlilerin de diyabetli olmayanlar gibi sağlıklı bir yaşam sürmeleri için dengeli beslenmeleri gerekmektedir. Diyabetli bir bireyde diyabetli olmayan ve dengeli beslenen bir kişinin yaptığı gibi istediğini yiyebilir. Bunun için diyetisyeni ile birlikte çalışmalı, karbonhidrat sayımı ve yağ sayımı veya her ikisi ya da değişim listeleri ile ilişkili gerekli bilgiyi, uygun eğitimi ve desteği almalıdır.
 

31 Ekim 2014 Cuma

Diyabet ve Beslenme 1

Diyabet tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlamak için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması önemlidir. Diyabeti olmayan bireylerde olduğu gibi diyabetli bireylerinde yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmesi ve öğrendiklerini günlük yaşamda uygulaması sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.
Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzeyinizi normal sınırlar içerisinde tutarak, kısa veya uzun dönemde oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek veya geciktirmektir. Diyabetin tedavisi aşağıdaki tedavi prensiplerini içermektedir,
1- Sağlıklı beslenme ve egzersiz
2- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar ve egzersiz
3- Sağlıklı beslenme, insülin tedavisi ve egzersiz
4- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar, insülin ve egzersiz
Görüldüğü gibi diyabet, yaşamınızda başta beslenme alışkanlıklarınız olmak üzere bazı değişikliklerin oluşmasını gerektirmektedir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak yiyeceklerdir ve bu nedenle sağlıklı beslenme diyabette tedavinin temelidir.
·  Yediğim yiyecekler kan şekerimi nasıl etkiliyor ?
·  Bir günde kaç kalori almam gerekir?
·  İhtiyacım olan enerjiyi alabilmek için hangi yiyecekleri yemem gerekir?
·  Daha az yağ tüketimini nasıl sağlayabilirim?
·  Tedavinize göre öğün saatlerini nasıl ayarlayabilirim?
·  Egzersiz planıma göre beslenme düzenimde yapmam gereken değişiklikler nelerdir?
·  Hipoglisemiden korunmam ve tedavi etmem için ne yapmam gerekir?
Diyetisyenlerden yukarıdaki sorularınızın ve diğer birçok sorunuzun cevabını öğrenebilirsiniz.
Diyetisyeniniz sevdiğiniz yiyecekleri içeren sağlıklı beslenme planınızın oluşmasında ve beslenme alışkanlıklarınızın değişmesinde size yardımcı olacak kişidir.
   ·  Diyabetiniz yeni teşhis edilmişse
   ·  Tedavi planınızda doktorunuz tarafından yapılan bir degişiklik varsa veya
   ·  Yıllık kontroller için yılda 2 kez mutlaka diyabet konusunda deneyimli bir diyetisyene danışınız. 
Bir Diyetisyenle Görüşene Kadar Ne Yapmalısınız?
Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediğini veya kendisine sunulan yemeği yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için aceleci ve çok fazla kuralcı olmamakta fayda vardır.
Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardandan başlayabilirsiniz.
  ·  Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri azaltın.
  ·  Bir veya iki öğün yemek yerine günde en azından üç öğün yemeye çalışın. Öğünler arasında ve gece yatmadan önce küçük bir ara öğün almanız da gerekebilir.
  ·   Alkolün tedavinize etkisini öğrenmeden , alkollü içki içmeyin.
  ·  Diyetisyeninizle görüşmeye gitmeden önceki üç veya beş gün süre boyunca içtiğiniz ve yediğiniz herşeyi not alın. Bu kayıtlar , diyetisyeninizin sizin beslenme alışkanlıklarınızı ve günlük yaşam tarzınızı öğrenmesine fırsat verir ve böylece alışkanlıklarınıza uygun bireysel bir plan oluşturmasına yardımcı olur
Öğün Sıklığı Ne Olmalı?
Gün içinde yemeniz gereken öğün sayısı diyabetinizin tipine, aldığınız medikal tedaviye, fiziksel aktivite düzeyinize ve o andaki kan şekeri düzeyinize bağlı olarak değişir.
İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak üç ana öğün öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslenmesi gerekir.
Genellikle yapılan yanlış insülin enjeksiyonunu yaptıktan sonra yarım saat beklemeden hemen veya 5 dakika sonra yemek yenilmesidir. Bu tarz hatalar öğünden sonra kan şekerinin yükselmesine neden olur.
Yapılan bir diğer yanlış ise açlık hissi oluşmadığı için ara öğünlerin yapılmaması veya ara öğünde yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılmasıdır. İnsülin kullanan bir kişide ara öğünün yapılmaması, bir ara öğünün atlanması veya yenilen yiyecek miktarının ve çeşidinin azaltılması şeklinde yapılan uygulamalar kan şekerinin düşmesine  neden olur. Kan şekerinin 50 mg/dl’nin altına düşmesi hipglisemi olarak tanımlanır.
Tip 2 diyabetlilerin iki -üç saat aralıklarla beslenmesi gerekir. Bir gün içinde yenilmesi gereken  yiyecekleri gün boyunca yayarak sık ve az yemek yeme alınan öğünden sonra kan şekerinin daha az yükselmesini sağlar. Öğünlerde yenilen yiyeceklerin porsiyon ölçüsünü azaltarak, küçük öğünler halinde yemek yenilmesi fazla kalori alınmasını önleyerek ve açlığı kontrol altına alarak hem kan şekeri kontrolünü sağlar hem de kilo alımını önler. Ayrıca kan kolesterol düzeyindeki yükselmeyide azaltır.
Ara Öğünlerde Ne Yenilebilir?
Ara öğünler için yapılacak seçim insülin veya oral antidiyabetik ilaç kullanan kişiler için farklıdır. Ancak her iki tedavide 10-15 gram karbonhidrat içeren bir yiyecek yemenizi öneririz. Yiyecek seçiminde değişim listelerinden veya diyabet beslenme piramidinden faydalanabilirsiniz.
Ara öğünler için yapacağınız en iyi seçim ekmek veya ekmek yerine yenilebilecek yiyecekler grubudur. Örneğin 2 galeta veya 4-5 adet şekersiz kepekli bisküvi, bir bardak dolusu yağsız patlamış mısır, yarım pogaca, vb. Bu grup yiyeceklerin yanına düşük yağlı süt, yoğurt, ayran veya peynir gibi protein içeren bir yiyecek ilave ederek ara öğünü kuvvetlendirebilirsiniz.
Taze meyve ve sebzede iyi bir seçim olabilir . Ancak insülin kullanan kişilerin ara öğünde sadece meyve yemeleri her zaman için iyi bir seçim olmayabilir. Ara öğünde tek başına meyve yenilmesinin o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak öğlen yemeğine doğru oluşabilecek bir hipoglisemi riski yaratabileceği unutulmamalıdır.
Diyabetliler genellikle ara öğün saatinde evde olmadıklar için bir şey yiyemediklerinden yakınırlar. Ara öğünler için hazırlıklı olmayı unutmayın.. Yanınızda-çantanızda, arabanızda, işyerinde masanızın çekmecesinde-daima yiyebileceğiniz uygun yiyecekler bulundurun.
Hangi Yiyecekleri Miktarını Kısıtlamadan Yiyebilirim?
Herhangi bir yiyeceği gereginden fazla yemeyi düşünmeyin. Sağlıklı beslenmenin anahtarı dengedir.
Vücudunuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geçiktirecektir.
Yağsız sütün içindeki yağ mıktarı azdır ancak kalorisi vardır. Diyet ürünlerinde şeker olmayabilir ancak içinde bulunan un, yağ veya meyve şekeri kan şekeri ve kan yağlarının kontrol altına alınması için uygun olmayabilir. Eğer yediğiniz yiyeceğin porsiyonunu kontrol edebilirseniz sevdiğiniz bir çok yiyecek dahil olmak üzere çeşitli yiyecekleri yiyebilirsiniz.
Yazı dizimizi takip etmeyi unutmayın…

Gebelik Şekeri Nedir?

Gebelik Şekeri Nedir?

Halk arasında gebelik şekeri veya hamilelik şekeri diye adlandırılan hastalığın tam adı gestasyonel diyabettir. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı veya hamileliğe bağlı şeker hastalığı gibi adlandırmalar da kullanılır.

Gebelik şekeri nedir?
Hamile kalmadan önce şeker hastalığı bulunmayan bir kadında hamilelik sırasında şeker (glukoz) değerlerinde yükselme saptanması durumudur. Hamileliğin 24-28 haftaları arasında glukoz yükleme testi (şekerli su tesi) ile tarama yapılır, 100 gr oral glukoz testi ile kesin teşhis konur.
Belirtileri:
Gebelik şekeri varlığında susuzluk hissi, kilo kaybı, çok fazla yemek yemek, çok fazla miktarda idrar yapmak, yorgunluk gibi belirtiler olabilir. Ancak hemen hemen her zaman belirtilerle değil yapılan tarama testi veya tahlillerle farkedilir.
Şeker değerleri kaç olmalıdır?
Gebelik şekeri için yapılan 50 gram glukoz yükleme testinde sınır değer 130 veya 140 olarak alınır. Bundan yüksek çıkan sonuçlara 100 gram oral glokoz testi yapılır. 100 gram glukoz testinde açlık şeker değeri 95′ten büyük olmalıdır, 1.saat, 2.saat, 3. saat değerleri sırasıyla 180, 155 ve 140 değerinin altında olmalıdır. Bu 4 değerden ikisinin yüksek olması gebelik şekeri tanısı koydurur.
Tedavi:
Gebelik şekerinin tedavisinde diyet tedavisi veya bu yeterli olmazsa insülin iğneleri ile tedavi uygulanır. Hamile olmayan hastaların kullandığı şeker hapları gebelikte kullanılamazlar. Doğumdan sonra genellikle şeker yüksekliği kendiliğinden düzelir ve diyet veya ilaç tedavisine gerek kalmaz ancak buna doğumdan sonra yapılacak tahlillerle karar vermek gerekir.

Diyabet Hastalığının Tanısı Nasıl Konulur?

Amerikan Diyabet Derneği (ADA) 45 yaştan itibaren en az 3 yılda bir olmak üzere kişilerin diyabet yönünden taranmasını önerir. Bunun yanı sıra eğer Vücut Kitle İndeksi (VKI) 25 veya üstü olması ya da ailede diyabet öyküsü, hamilelik diyabeti, 4 kilo üstünde çocuk doğurmuş olmak, polikistik over, 140/90 veya üstünde kan basıncı, HDL kolesterolün 35 mg/dl veya altında olması, trigliserid düzeyinin 250 mg/dl veya üstünde olması, kalp hastalığı gibi risk faktörleri olanlarda diyabet tarama testleri daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
 
Diabet tanısı için:
●Açlık kan şekerinin 126 mg/dl veya üstünde 

veya

●Glüko Hemoglobin (A1C) denilen ve kan şekerinin son 3 aydaki ortalama yüksekliğini gösteren testin%6.5 veya üstünde olması (A1C %6= kan şekeri 126 mg/dl, A1C %7=154 mg/dl, A1C %9=212 mg/dl, A1C % 12= 298 mg/dl),

veya

●Glükoz yükleme testinin (OGTT) 2. ci saatinde kan şekerinin 200 mg/dl veya üstüne olması

veya
●Hiperglisemi bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda yapılan kan şekeri testinin 200 mg/dl ya da üstünde olması gereklidir.
 
Açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arası, A1C’nin ise %5.7-6.4 arası olması, OGTT 2.ci saat değerinin 140-199 mg/dl arası veya açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl olması prediabet kabul edilir. Prediabette yaşam tarzı değişiklikleri (düşük kalorili diyet, egzersiz gibi) önerilir ve testler tekrarlanır. Tekrar testlerinde kan şekeri düzelmişse açlık kan şekeri ve/veya A1C , 1 yıl sonra tekrarlanır. Açlık kan şekeri aynı kalmışsa testler 6 ay sonra tekrarlanır, test sonuçlarında bozulma varsa şeker düşürücü ilaçların doktor kontrolünde başlanması düşünülebilir.

Diyabetten Korunmanın 7 Yolu

Son dönemin en yaygın hastalıklarından biri olan şekerden korunmak mümkün.İşte önemli ipuçları…

Şeker hastalığı, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kalp krizi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği bunlardan sadece birkaçı. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım, bu konu hakkında önemli bilgiler verdi:
 “Organları bozuyor”

“Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen ‘diabetes mellitus”, pankreastan salgılanan ve kanda şeker seviyesini düzenleyen insülin adlı hormonun hiç yapılamaması veya kullanılamaması sonucu gelişen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanda şeker seviyesi yükselmekte ve sonuçta bir çok organda bozulmalar oluşmakta; eğer yapılan tedavi ve önerilere uyulmazsa ölümle sonuçlanmaktadır. Şeker hastalığında kalp krizi, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği, felçler, körlük ve daha birçok hastalık gelişmektedir.
“Çok ciddi sağlık sorunu”        

Şeker hastalığı çok ciddi bir sağlık sorunu olup hastanın yaşam kalitesini kötüleştirmekte ve hatta ölümlere yol açmaktadır. Ayrıca hastayla beraber etrafındaki insanları da, kendisi ile birlikte moral ve ekonomik olarak yıkmaktadır.
Günümüz dünyasında şeker hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Bundan nasibini ülkemizde almaktadır. Bunun sebepleri arasında şehir yaşamının getirdiği stres, hareketsizlik, dengesiz beslenme (yağlı ve katkı maddeli hazır gıdalarla beslenme, taze sebze ve meyvenin azalan seviyede yenmesi, ayrıca bunların üretiminde suni kimyasal maddeler kullanılması), alkol ve sigara içiminin her geçen gün artması, uyku problemleri ve sonuçta şişmanlığın gelişmesi gösterilebilir.
Şeker hastalığından korunabilmek için neler yapmalıyız?

1 ) Günümüz yaşamının getirdiği stresten mümkün olduğu kadar etkilenmemeye çalışmak. Burada herkes kendi ruhsal yapısını iyi tanımak ve buna göre tedbirini geliştirmek zorundadır.
2 ) İdeal kiloya gelmek ve şişmanlıktan kaçınmak
3 ) Sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak
4 ) Dengeli ve doğal beslenmek. Suni kimyasal madde katkılı yiyeceklerden uzak dur mak. (özellikle halk arasında abur cubur denilen hazır gıdalardan)
5 ) Düzenli uyumak.
6 ) Düzenli spor yapmak (özelikle doğada yürüyüşler)
7 ) Kendi merak ve yapısına uygun hobi tarzında uğraşlarla ilgilenmek.

Yukarıdaki öneriler aslında kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın sırları olup şeker hastalığının dışında da bir çok hastalığın önlemini oluşturmaktadır. Ayrıca şeker hastalığında genetik yatkınlık olup önümüzdeki yıllarda gelişen gen tedavisi bir umut ışığı gibi görünmektedir.”

Diyabet Hastalığını Belirtileri Nelerdir?


Diyabetin en yaygın erken belirtisi artan susuzluk hissi ve sık sık idrara çıkmaktır. Bu başlangıç belirtileri çoğunlukla yüksek kan glikoz düzeyinin bilimsel adı olan hiperglisemiyle bağlantılıdır.
Tip 1 Diyabet Belirtileri
Tip 1 diyabetin başlangıç belirtileri çoğunlukla ani, bazen de oldukça dehşet uyandırıcı bir biçimde kendini gösterir. İnsülin üretimi azaldığında glikoz, enerji için kendisine gerek duyan vücut hücrelerine taşınacağı yerde, dolaşım sisteminde birikir. Kanda glikoz artışı susuzluk hissine yol açar ve çoğalan glikozun idrara karışması sık sık idrara çıkmaya neden olur. Dahası vücut daha çok yakıt üretme çabasıyla yağ dokularını parçalamaya başlar ve yağ asitlerini serbest bırakır. Bu yağ asitleri keton denilen kimyasallara metabolize edilerek, kandaki asit düzeyini tehlikeli boyutlara yükseltir (buna ketoasidoz hali adı verilir). Diyabet ketoasidozu başlangıçta, aşırı susama ve idrara çıkma, dehidrasyon, kilo kaybı, mide bulantısı, kusma, açlık hissi, deride kuruma ve kızarma, hızlı soluk alıp verme, karın ağrısı ve zihin bulanıklığıgibi belirtilerle kendini gösterir. En net belirtilerinden biri nefesin meyve ya da oje temizleyicisi (aseton) gibi kokmasıdır. Diyabetik ketoasidoz derhal hastaneye gitmeyi gerektiren bir acil tıbbi durumdur.
Tip 2 Diyabet Belirtileri
Tip 2 diyabet genellikle uzun yıllar boyunca yavaş yavaş oluşur, ilk başlarda belirtileri fark edilmeyebilir. Aslında çoğu kişinin Tip 2 diyabete yakalandığı, kanda yüksek glikoz bulunduğunu gösteren rutin laboratuvar tahlilinde ortaya çıkar. Glikoz düzeyindeki yükselmeyle birlikte pek çok kişide daha önce sözünü ettiğimiz diğer belirtiler de görülür: idrara çıkmanın sıklaşması, artan susama ve sıvı tüketimi, ileri aşamalarda da açlık hissi ve yemek yeme miktarı arttığı halde kilo verme. iyi tarafı, kandaki glikoz miktarının kontrol altına alınmasıyla bu belirtiler kaybolur. Diğer yaygın belirtiler arasında görmede bulanıklık (gözdeki glikoz düzeyi değişikliğinden ötürü), halsizlik ve bitkinlik, tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonları ve deri ve ağız içi enfeksiyonları sayılabilir. Bunlar geçici belirtilerdir, kalıcı hasar bırakmaz ve kandaki glikoz düzeyi kontrol altına alındığında kaybolur. Bazı kişilerde periferik nöropati (el ve ayak sinirleri hasarı) ya da koroner kalp hastalıkları gibi komplikasyonlar diyabetin ilk işaretleri olarak ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar kontrol altına alınabilir, ancak yok edilemez. Diyabetin bir başka olası başlangıç belirtisi de (ketotik olmayan) hiperozmolar hiperglisemi sendromudur. Bunlar yaralanma, inme, kalp krizi gibi önemli bir hastalık ya da ağır bir enfeksiyon stresinin kandaki glikoz miktarını aşırı ölçüde yükseltmesiyle (600 mg/dL’nin üzerine çıkması) ortaya çıkabilir. insülin miktarı (ketoasidozdaki gibi) aşırı keton üretimini gerektirmeyecek düzeyde olsa bile bu, yüksek kan glikozunu ve sodyum, glikoz ve hücrelerdeki suyu dolaşım sistemine çeken diğer moleküllerin yüksek yoğunlukta bulunduğu hiperozmolariteyi (kelimenin gerçek anlamıyla, kanın koyulaşması) önlemeye yetecek yükseklikte değildir. Hiperozmolar hiperglisemi sendromunun belirtileri arasında ağız kuruluğu, artan açlık hissi, mide bulantısı ya da kusma ve deride kuruma ve yanma gibi belirtileri sayabiliriz. Uyuşukluk, zihin bulanıklığı, hatta bilinç kaybına kadar varan sonuçlara yol açabilecek olan ağır su kaybı durumu daha da kötüleştirir. Uç vakalarda sonuç komaya kadar gider. Ölüme yol açmamak için derhal insülin tedavisine başlamak ve yüksek miktarda damar yoluyla sıvı vermek zorunludur.
Diyabet hastalarına kriz anlarında ilk müdahaleyi yaparken çok dikkatli olunmalıdır. Hastanın o an aşırı düşük kan şekeri sorunu mu yaşadığı yada kan şekerinin çok yüksek seviyelere çıkıp çıkmadığı bilinemez. Özellikle hasta bilincini kaybetmişse ve yanında durumunda haberdar bir yakını yoksa kolunda “Hayat Kurtaran Bileklik” olması birçok şeyi değiştirebilir.
Unutmayın, doğru yapılan bir ilk müdahale hayat kurtarır.